Şehvetler galeyan halinde. Cinsel şehvet… Para şehveti… Mal şehveti… zengin olmak, daha zengin olmak, en zengin olmak şehveti…
Lüks şehveti… Lüks mesken, lüks yazlık, lüks dekorasyon, lüks otomobil, lüks giyim kuşam, lüks yemek şehveti… Benlik şehveti… Riyaset şehveti… Ün ve alkış şehveti… Dünya şehveti…
Toplumda şehvet kasırgaları esiyor.
Aç televiyonu, kanalları zapla, her tür şehvet lağımları aksın evinin ortasına. Yaşlı genç çocuk seyretsinler şehvetle ağızlarının suyunu akıtarak.
Gelir gelsin de nereden ve nasıl gelirse gelsin.
Herkes yiyor da ben niçin yemeyecekmişim?
Yooo ben hamsi yemem elalem lüfer yerken!..
Rıfkııı!.. Salonun perdeleri değişecek…
Ama karıcığım o perdeler yepyeni…
Sevgi’ler her yıl perdelerini yeniliyor, ben insan değil miyim? (Sarsılarak ağlar…)
İsraf etmeyen, mütevazı yaşayan biri için: Cimri herif, gitmiş esnaf lokantasında yemek yiyor!..
Zamanımızda üstünlük artık kürkte, otomobilde, yeme içmede. Kim israf ediyorsa o üstün oluyor.
Kur’an müsrifler (savurganlar) hakkında ne diyor?.. Onlar şeytanın kardeşleridir diyor. Şeytanın yeri neresi? Cehennem…
Faziletli bir alim ölüyor, kimsenin haberi yok. Geceliği 10 bin dolarlık manken ölüyor, yurt çapında matem…
O genç çok faziletli, inançlı, dindar, ahlak ve karakteri yüksek bir Müslüman, ona niçin yardımcı olmuyor, destek vermiyorsunuz?..
Cevap: O bizim cemaatten değil!..
Niçin bizden değil?.. Kan grubu bizimkine uymuyor…
Şu dindar geçinen kişi Mekke’ye gitmiş, lüks otelin 15′inci katından Kabe’ye kuş bakışıyla bakmış… Vah vah!.. Osmanlılar Kabe civarında yüksek bina yapımına izin vermezmiş.
Fakir ve miskin Müslümanlar sefalet, yokluk, ihtiyaç içinde kıvranırken bizimkiler zekatları toplayıp bina yaptırmışlar. Bunlar ne biçim dindar?
Sınavlara fesat karıştırılmış. Kimler karıştırmış?
İhalelere fesat karıştırılmış. Kimler karıştırmış?
Şu herifler doymak bilmiyor, ha babam topluyorlar, devşiriyorlar. Ne zaman doyacaklar? Onların gözünü toprak doyurur.
Ayıp ediyorsun sen!.. Şimdiye kadar dinsizler yediler, bırak da biraz da dindarlar yesin…
Yesinler ama zıkkım yesinler!..
İçine ekmek doğrayacağı helal çorbası olana ne mutlu…
İhtiyacından fazlasını istemeyene ne mutlu…
Fakir şakirler, müjdeler var size…
Ağniya-i gayr-i şakirin, ne kötü durumdasınız bilseniz siz…
O akşam kıymasız yavan patates yemeğini yemiş, haline şükr etmiş, yatsıdan sonra fazla eğlenmeyip yatmış. Rüyasında kendisini Cennet’te görmüş. Hayırdır inşallah…
Mehmet Şevket Eygi – Milli Gazete
12 NİSAN 2011
Son Yorumlananlar